Dinle!

6 Nisan 2012 Cuma

Sarhoşken pişkin, ayıkken pişman..

Dün gecenin yorgunluğu ve bol miktarda alkol sıvısının iliklerime kadar işlemesi sebebi ve bahanesiyle öğleden sonra kalkıp, akabinde 3-4 saat daha yatakta kahvaltı sûretiyle pinekledik bugün. Dün gece güzeldi. Okan Bayulgen'in programında akıllara sokulmasıyla, aslında ocak ayında temelleri atılmış bi partideydim. Komiktir, saçlarım bozulmamış. Ve hâlâ kemik çerçeveli gözlükle dolaşıyorum.

Kuzenle beraber "Koca Memeliler( ya da, bazen, Memeliler Topluluğu) adını verdiğimiz aile kadınlarının sabah temizlik yaparken çıkardıkları sese benzer bi sesle uyandım önce. Daha sonra da "Screw you!" gibisinden bi çığlıkla. Ofelya bana kahvaltı hazırlıyodu ama bunda pek bi başarılı değildi. Çaydanlıkla küfürleşiyodu ben mutfağa girdiğimde.

Öncelikle şunu söylemem gerek; Ofelya sürekli beğendiği sinema veya romanlardaki karakterleri alt-kimlik olarak edinen bi kız. Onu yakından pek tanıdığım söylenemez bu aydan evvelsi için. Acele etmiyorum ama bikaç ufak-tefek fikrim de yok değil. Tuhaf makyajlar yapıp, abes kıyafetler giyip marjinal pozlarda fotoğraflarını çeker kendisinin. Ya da, eski fotoğraflarında gördüğüm kadarıyla, bol bol saçlarını tuhaf renklere boyar. Çeşitli cemiyetlerden, çeşitli karakterde arkadaşları vardır. Nargile eşliğinde siyasetten, rakı eşliğinde sanattan falan bahseder saatlerce. Ya da, senin açtığın bi konuda seni mağlub edebilir kendi sahanda, konu bilimin her hangi bi dalıysa eğer. Sigara içmemi istemez ama içmemi sever. Sigara kullanmaz ama sigaramı kullanır. Ve bugün gördüğüm kadarıyla, yatakta kahvaltı hazırlar erkeğinin gömleğiyle..

Ama benim gömleklerimin çoğu bel hizamdadır.

Bundan sonraki kurlaşmalarımızı ve akabindeki faaliyetlerimizi tabi ki yazmıcam. Zaten bu aralar çoğu şeyi, yazıp yazmamak konusunda kararsız kalıyorum.

3 Nisan 2012 Salı

YaseMori




İşte Yasu tam da böyle biri .. (:



~Beni nasıl isterdin?..~
~Tek parça...~

28 Mart 2012 Çarşamba

Sepya bi saçmalık..

Baksana
sen gözlerime bakıyorsun
ve ben
kibritlerden sömürgeler kuruyorum
derinden sızan şeylerden bahsediliyor bana
kara kıtam’da son bir eylül daha belki
sebepli sebepsiz morfin vuruyorlar bileklerime

Bil,
eklerimde hep yabancı kelimelere mütakip susuldu adın
yaşattığın bu iç isyanla;bilmem kaç rengi sepyaladın.

Kabul et uzun saçlı kız
gidişinle iyice saçmaladın...

Oysa ben, gözlerime bakınca
Allah’ı seninle açıklamış olurdum...

Baksana
gözlerim dalıyor
ve sen
birliklerden beraberliklerden bahsediyorsun bana
bensiz bir el ele tutuşma seansını
yakalıyorum her akşamüstü koşuyolu parkında.
derinden öldüren şeyler gibi
bir de bizzat ölümüm var
hem de canımı sıkıyor artık bu konuşamayan duvarlar.


’Sevgilim bence Allah'ın en güzel gücü ölümü uyurken kılmak insanoğluna’
-(merak etme feriştah ta böyle öldü)-

Duy
arlığım hep
beni sensiz görüyorlar diye
-damarlarımdan çatladı bir eylül
ve yine
hiç isyan bulmamış gibi
insan arıyoruz İstanbul'da

(inan buna)...

’Seni yazarken yoruluyorum’



Oysa
ayırmasaydık
gözlerimizden gözlerimize
Allah'ı topyekün açıklamış olurduk...

24 Mart 2012 Cumartesi

Ofelya

...

"Sigaram bitmiş de.. Markete iniyorum, bi şeye ihtiyaç var mı? Gelirken alıyım..." dedim. Elindeki dergileri masanın üzerine bırakıp bana döndü ve gözlerinin önüne düşen saç tellerini kovaladı. Komik göründüğünün farkına varmış olmalı ki, âni bi bakışla gülümseyip, "Imm.. Sen ne alıcaktın ki?" dedi. Sigaram bitmişti. Genelde hazırlıksız yakalanmam böyle durumlara ama geçirmiş olduğum hastalığım yüzünden kontrpiyede kalmıştım. Derin bi iç çekip tuhaf bi bakış attı bana. Ben de ona. Çok sağlıklı bi ilişkimiz var, evet. Sorumu yineledim ben, o ise yine 'ımm'ladı. Ve, sen dön sağ-salim, diye ekledi.

Bu tür laflar hep 'yapmacık lakırdılar' gibi gelirdi bana, ama o an içim ısındı sadece. Gülümsedim, yani umarım sırıtmamışımdır . Utandım sonra birden yüzüne bakıp sırıtıyorum diye, daha sonra da bi gülüşü paylaştık. Az kalsın, onun gülümsemesi izlerken ne yapıcağımı unutucaktım.

Arkamdan seslendi çıkarken ben:

- Az iç ama, tamam mı? Hastasın zaten..

Yine aynı şeyi yapmıştı. Kedi yavrusu gibi bi bakışla üstelik.. "Hasta olursam yine, bakmaz mısın bana?" dedim. İğrenç olduğunun farkındayım ama yüksek doza çıkartılan mutluluğun yan etkisi işte.. Gülümsedik yine. Sonra kendimi boş boş düşünürken buldum yolda.. Sıradan ve güzel bi 20 dakikaydı..

...

20 Mart 2012 Salı

Sana Dair / Kumdan Kaleler

"...

Sonra kuşlar gitti
Anladım dünya yorgun
Sen yorgun, tortusu kalmış
Eski bir korkunun
Görmedin, duymadın
Demedin bunlar kötü
Biz var mıydık?
Aşk var mıydı?

Bu ne senden ilk kaçışım
Ne de ilk düşüşün yüreğime
Ne bu serden son geçişim
Ne de son küsüşüm kaderime..
"



Aklıma çöken de bu: sen beni hiç uyarmadın ki, hatalarımı yüzüme vurabilesin...

18 Mart 2012 Pazar

Kefenin cebi


"Bugün ne giysem" diye düşünmezdim ben;
öyle biri değildim.
Şimdi, yokluğunun üstüne,
kat kat kefenler giyiyorum..
Kimseciklere görünmesin diye.
Ve kefenimn var cebi;
sırf senin için, sevgili..
Ne kadar küçüleceğini görelim şimdi.

02:19 - 11.09.11 - Gece nöbeti

Su birikintisi

Bi yerlerde açık bi kapı,
kanepeninse üzerinde tüylü bi battaniye kalmış.
Üzerine pilot kalemle adımızı,
ve adı anılmaya lâyık görülmemiş, anılarımızı kazımışız.
Ne soğuk geceler, ne yağmurlu günler atlatmış da sanki,
nedense, şimdi boynu bükük gibi;
kırış kırış duruyor.
Ne acıklı.

04:19 - 19.03.12
Hafta yağmurlu başladı, yine.